EĞİTİM HABERLERİ

Darwin'in Galapagos İspinozlarının Gerçek Öyküsü

Charles Darwin'in hayatını anlatan veya evrim teorisinin tarihi gelişimini konu alan kitaplara bakıldığında, Büyük Okyanus'taki Galapagos Adaları'na özel bir önem verildiği görülür...

 

 

Charles Darwin'in hayatını anlatan veya evrim teorisinin tarihi gelişimini konu alan kitaplara bakıldığında, Büyük Okyanus'taki Galapagos Adaları'na özel bir önem verildiği görülür. Hatta bazı biyoloji ders kitaplarında bile bu adalardan bahsedilir. Bunun nedeni, Galapagos'un, teorisini tasarlama aşamasında Darwin'e ilham kaynağı olmasıdır. Söz konusu adalar, evrimciler tarafından, evrim teorisinin temelinin atıldığı yer ve "Darwin'in laboratuvarı" olarak tanıtılır. 20. yüzyıldaki yoğun Darwinist propagandanın sonucunda, bu adalar yaygın bir ün kazanmıştır.

Galapagos Adaları Güney Amerika kıtasının batısındaki Ekvador sahillerinin 1000 kilometre kadar açığında yer alır; birbirlerine yakın mesafedeki büyüklü küçüklü adalardan oluşur. Bu adaların tümü volkanik kökenlidir; birkaç milyon yıl önce, yanardağ püskürmeleri sırasında yeryüzüne çıkan lav ve magmadan meydana gelmiştir. 
Darwin, H.M.S. Beagle adlı keşif gemisi ile beş yıl süren gezisi sırasında, 1835 yılında Galapagos'ta konaklamış ve birkaç hafta boyunca çeşitli gözlemler yapmıştır. Ana karadan bir hayli uzaktaki bu adaların zengin bitki örtüsü ve hayvan çeşitliliği Darwin'i etkilemiştir. 

Galapagos çok sayıda farklı bitki ve hayvan türünü bir arada barındıran bir bölgedir. Burada çeşitli tropikal ağaç, bitki ve çiçekler bulunmakta; ispinozlar, flamingolar, penguenler, dev kaplumbağalar, iguanalar, ayıbalıkları, kelebekler, böcekler, 100'e yakın kuş türü, çeşitli sürüngen ve memeliler yaşamaktadır. Bu adalarda yaşayan bitkilerin %42'si, kara kuşlarının %75'i, sürüngenlerin %91'i ve memelilerin tümü Galapagos'a özgüdür; dünyanın başka hiçbir bölgesinde doğal olarak yaşamamaktadır.(Özge Balkız, "Neden Bizim de Kangurumuz Yok?", Bilim ve Teknik, sayı: 410, Ocak 2002, s. 85.)

Galapagos'u Darwinizm'in başlıca sembollerinden biri haline getiren ise, buraya özgü ispinoz kuşları olmuştur. Galapagos Adaları'nda 13 ispinoz kuşu türü, Galapagos'un yaklaşık 600 kilometre kuzeydoğusundaki Cocos Adası'nda da 1 ispinoz türü yaşamaktadır. Toplam bu 14 ispinoz türü, bilimsel literatürde Galapagos ispinozları veya "Darwin ispinozları" şeklinde adlandırılır. Galapagos ispinozları 7 ile 15 santimetre arasındaki çeşitli uzunluklarda, genellikle koyu ve mat renkli tüylere sahip, oldukça uysal ve kısa mesafeli uçuşlar yapan kuşlardır. Her ne kadar 14 ayrı tür olarak sınıflandırılsalar da birbirlerine çok benzerler; benzer vücut şekline, renklere ve alışkanlıklara sahiptirler. Kuş uzmanları özellikle gaga şekli, gaga büyüklüğü ve vücut büyüklüğüne bakarak bunları ayırt ederler.

Söz konusu kuşların Darwin'i derinden etkilediği, bazı biyoloji ders kitaplarında şöyle dile getirilir: 
"İspinozlar, doğal seleksiyon yoluyla evrim teorisini geliştiren Darwin'e yol göstermede büyük bir rol oynadı."  (James L. Gould, William T. Keeton, Biological Science, Sixth Edition, W.W. Norton, New York, 1996, s. 500.)

"13 ispinoz türünün gagaları ve gıda kaynakları arasındaki uygunluk, evrimin onları şekillendirdiğini Darwin'e derhal telkin etti." (Peter H. Raven, George B. Johnson, Biology, Fifth Edition, WCB/McGraw-Hill, Boston, 1999, s. 410)

"Darwin bu ispinozlar arasındaki gaga büyüklüğü ve beslenme alışkanlıkları farklılıklarını, atalarının Galapagos Adaları'na göç etmesinden sonra meydana gelen evrime dayandırdı."  (George B. Johnson, Biology: Visualizing Life, FL: Holt, Rinehart & Winston, Orlando, 1998, s. 174.)

Darwin'den bu yana evrimciler, günümüzdeki Galapagos ispinozlarının geçmişte Güney Amerika'dan gelen bir türden evrimleştiğini iddia ederler. Bu kuşları her fırsatta "doğal seleksiyon yoluyla evrimleşmenin bir örneği" olarak kullanır, evrimin en çok tanınan "delil"lerinden biri olarak sunarlar. Dahası, South Carolina Üniversitesi'nden Timothy Mousseau ve Nebraska Üniversitesi'nden Alexander Olvido'nun belirttiği gibi, bu ispinozları, biyoçeşitliliğin evrimsel gelişiminin bir kanıtı olarak kullanırlar. (Timothy A. Mousseau, Alexander E. Olvido, "Geographical Variation", Encyclopedia of Life Sciences, 2000, ğ.els.net)

Evrimciler tek bir türün değişik ortamlara yerleşmesi sonucunda çeşitli formların ortaya çıkması sürecini "uyumsal açılım" veya "uyumsal dallanma" şeklinde adlandırırlar. "Galapagos adalarında yaşayan ispinozların evrimleşmesi" hikayesini bunun klasik örneklerinden birisi olarak tanıtır; hatta daha da ileri giderek söz konusu vakanın günümüzde gözlenebilir olduğunu iddia ederler.

Kitaplarında evrim teorisine geniş yer ayıran Hacettepe Üniversitesi Profesörü Ali Demirsoy, Galapagos ispinozlarının "açılan evrim"in ya da diğer adıyla "uyumsal açılım"ın "iyi bir örneği" olduğunu şöyle ifade eder:  "Uyumsal açılımı daha küçük ölçüde, Galapagos takım adalarında yaşayan ve evrimsel açılıma her zaman iyi bir örnek olarak verilen, ispinoz kuşlarında görmek mümkündür. Bu kuşların bir kısmı topraküstü kuşudur, tahıl ve tohumla; bazıları ağaçta yaşar, böceklerle; bazıları kaktüslerde yaşar, onların tohumlarıyla beslenir. Aynı kökten gelen bu kuşlar, gaga büyüklüğü ve şekli bakımından, dikkati çekecek ölçüde uyumsal açılım gösterir."  (Prof. Dr. Ali Demirsoy, Yaşamın Temel Kuralları, Cilt I / Kısım I, 11. baskı, Meteksan Yayınları, Ankara, 1998, s. 613.)

Life Sciences Ansiklopedisi'ne göre ise, Darwin ispinozları, "uyumsal açılımın ve faaliyet halindeki evrimin en önemli örneğidir".  (Michaela Hau, Martin Wikelski, "Darwin's Finches", Encyclopedia of Life Sciences, 2000, ğ.els.net.)

Galapagos İspinozlarının Sınıflandırılması

Galapagos ispinozları, yapısal (morfolojik), davranışsal ve ekolojik verilere göre, 14 ayrı tür olarak sınıflandırılır. Bunlardan altısı, yerdeki tohumlarla beslendikleri için "yer ispinozları" şeklinde isimlendirilir. Yer ispinozlarının üç türü vücut ve gaga büyüklüğü göz önünde bulundurularak, büyük yer ispinozu (Geospiza magnirostris), orta yer ispinozu (Geospiza fortis) ve küçük yer ispinozu (Geospiza fuliginosa) olarak adlandırılır. Diğer yer ispinozu türleri de şunlardır: Daha uzun gagalara sahip olan ve tohumlara ek olarak kaktüs çiçekleri ve meyve özü de yiyen büyük kaktüs yer ispinozu (Geospiza conirostris) ve küçük kaktüs yer ispinozu (Geospiza scandens); tohumların yanı sıra diğer hayvanların yumurtaları ve kanı ile beslenen sivri gagalı yer ispinozu (Geospiza difficilis).

Galapagos'taki altı ispinoz türü ise "ağaç ispinozları"dır. Vejetaryen ispinoz (Platyspiza crassirostris) hariç bunların tümü böceklerle karınlarını doyururlar. Ağaçkakan ispinozu (Cactospiza pallida) gagasında tuttuğu kaktüs dikenini kullanarak böcekleri gizlendikleri yerlerden dışarı çıkarır. Mangrov ispinozu (Cactospiza heliobates) bataklıklardaki böcekleri yakalamak için kalın ve düz gagasını kullanır. Ağaç ispinozlarının diğer üç türü, büyük ağaç ispinozu (Camarhynchus psittacula), orta ağaç ispinozu (Camarhynchus pauper) ve küçük ağaç ispinozu (Camarhynchus parvulus) şeklinde adlandırılır. Vejetaryen ispinoz kalın, kısa ve hafif kavisli gagası ile yaprak, tomurcuk, meyve ve çiçek yer. 

Çalıbülbülü ispinozu (Certhidea olivacea) küçük ve ince gagalıdır; avladığı böceklerle beslenir. Cocos ispinozu (Pinaroloxias inornata) ise Galapagos Adaları'nın dışında yaşayan tek türdür; bu türün başlıca besin kaynağı yerdeki ve ağaçlardaki böceklerdir. 
Burada önemli olan, her bir ispinoz türünün beslenme ihtiyacını tam olarak karşılayacak gaga yapısıyla donatılmış olmasıdır. Galapagos ispinozlarının gagaları farklı işler için özel olarak tasarlanmış pense ve kerpetenlere benzetilebilir. 

Darwin’in Galapagos İspinozları Efsanesi

Galapagos'ta yaşayan ispinozlara Darwin'in adının verilmesi oldukça şaşırtıcıdır. Çünkü bunları ilk fark eden kişi Charles Darwin değildir; ondan çok önceleri de bu kuşlar bilinmektedir. Bu adalardaki dev kaplumbağaları avlamak için gelenler burada ispinozların da yaşadığından bahsetmişlerdir. Örneğin, kaptan James Colnett 1798'de bu canlılardan söz etmiştir.  (Dr. Robert Rothman, "Darwin's Finches", 2001,http://ğ.rit.edu/~rhrsbi/GalapagosPages/DarwinFinch.html.) Dahası çoğu insanın zannettiğinin aksine, Darwin'in, Galapagos'ta bulunduğu sırada ispinozlara ilişkin gözlemleri oldukça yüzeyseldir. Gezi notlarının sadece bir yerinde ispinozların adını geçirmesi ve ünlü kitabı Türlerin Kökeni'nde bu hayvanlardan hiç bahsetmemesi bu gerçeğin bir göstergesidir.  (Jonathan Wells, Icons of Evolution, Regnery Publishing Inc., 2000, s. 160; Michaela Hau, Martin Wikelski, "Darwin's Finches", Encyclopedia of Life Sciences, 2000, ğ.els.netc)

Gerçekten de Darwin gezisinden çok sonra ispinozlara önem vermişti. Galapagos'tayken bu canlıları ilgiye çok değer bulmamış; 13 türden 9'unun örneklerini toplamakla yetinmişti. Bunlardan sadece altısını ispinoz, diğerlerini ise çeşitli kuşlar olarak tanımlamış; diğer bir deyişle ispinoz türlerini tam anlamıyla ayıramamıştı. Ayrıca gaga şekli ve beslenme alışkanlıkları arasındaki bağlantıyı kuramamış; hangi kuş örneğinin hangi adaya özgü olduğunu bile not etmemişti. Illinois Üniversitesi'nden Michaela Hau ve Martin Wikelski'nin ifade ettikleri gibi, "Darwin Galapagos takımadaları ziyareti sırasında, bu ihmal yüzünden ispinozların daha sonra geliştirdiği teori için potansiyel öneminin farkına varmadı."  (Michaela Hau, Martin Wikelski, "Darwin's Finches", Encyclopedia of Life Sciences, 2000, ğ.els.net.)

İngiltere'nin tanınmış kuş uzmanı John Gould, Darwin'in topladığı ispinoz örneklerini 1837'de detaylı olarak inceledi. Gould'un vardığı sonuç, bu kuşların tamamen Galapagos'a özgü olduğu ve Darwin'in kayıtlarının çoğunun yanlış olduğuydu. Beagle'daki mürettebatın yakaladığı ispinozlar ve tuttukları düzenli kayıtların incelenmesi, Darwin'in hatalarını gün ışığına çıkardı. (Carl Zimmer, Evolution: The Triumph of an Idea, Harper Collins Publishers, New York, 2001, s. 32.)

Bilim tarihçisi Frank Sulloway ise, bu kuşların beslenme alışkanlıkları ve coğrafi dağılımı hakkında, Darwin'in sadece sınırlı ve büyük ölçüde yanlış bir düşünceye sahip olduğunu açıkladı. (Frank J. Sulloway, "Darwin and His Finches: The Evolution of a Legend", Journal of the History of Biology, vol. 15, 1982, s. 1-53. )Galapagos ispinozlarının Darwin'i evrimin bir kanıtı olarak etkilediği iddiasına ilişkin, Sulloway şunu ifade etti: "Hiçbir şey doğruluktan (bundan) daha uzak olamaz."  (Frank J. Sulloway, "Darwin and the Galapagos", Biological Journal of the Linnean Society, vol. 21, 1984, s. 29-59)

Kısacası Darwin, gezisinden uzun yıllar sonra ispinozların evrimin bir örneği olabileceği sonucuna ulaşmıştı. Bunu yaparken de eksik ve hatalı verilere dayanmıştı.
Bu noktada şu gerçeği de belirtmek yerinde olacaktır. Galapagos ispinozlarını efsaneleştiren gerçekte Darwin değil, 20. yüzyıl evrimcileridir. "Darwin ispinozları" kavramını ilk defa 1936'da Percy Lowe kullanmıştır. Bunu yaygınlaştıran ise kuşbilimci David Lack olmuştur. Lack'ın 1947 tarihli Darwin İspinozları adlı kitabı, bu alandaki evrimci propagandanın bayraktarlığını yapmıştır.  (David Lack, Darwin's Finches, Cambridge University Press, Cambridge,1947 ) Neo-Darwinizm'in bu iddiaları desteklemesiyle de Darwin ispinozları herkesin tanıdığı bir hikaye haline gelmiş; ispinozlar, evrimci biyologlar tarafından en çok incelenen kuş familyası olmuştur.  (Lee Spetner, Not By Chance!, The Judaica Press, New York, 1998, s. 202.236 237)

Darwin'den Sonraki Araştırmalar 

Daha19. yüzyılın sonunda Galapagos Adaları ziyaretçi akınına uğramaya başlamıştı. Çoğunluğunu Amerikalıların oluşturduğu gezgin ve araştırmacılar buradan binlerce kuş numunesi topladılar. Örneğin, 1905-1906 yıllarında sadece Kaliforniya Bilimler Akademisi yaklaşık beş bin ispinozu koleksiyonuna kattı.(Michaela Hau, Martin Wikelski, "Darwin's Finches", Encyclopedia of Life Sciences, 2000, ğ.els.net.)  Kısa bir süre içinde Galapagos ispinozları birçok müzenin koleksiyonunda yerlerini aldılar. Elbette bu ziyaretler sebepsiz değildi. Amaç, Darwin'in yarım bıraktığı işi tamamlamak ve geçerli bir delil bularak evrimi içine düştüğü çaresizlikten kurtarmaktı. 

Geçtiğimiz yüzyıl içinde Galapagos ispinozları üzerine yapılan evrimci araştırmaların önemli bir nedeni daha vardı. Darwin Türlerin Kökeni'nde, doğal seleksiyon yoluyla yeni türlerin ortaya çıkışının çok ağır işleyen bir süreç olduğunu; dolayısıyla bunun gözlemlenemeyeceğini ancak çıkarım yapılarak anlaşılabileceğini yazmıştı. Bu durum ise gelişen bilim standartlarınca kabul edilebilir bir şey değildi. Neo-Darwinistler evrimin bilimsel olduğu iddialarını sürdürebilmek için yeni "delil" arayışları içine girdiler. İşte bu noktada Galapagos ispinozları hikayesi onlara kurtarıcı gibi göründü. 

Böylece bu kuşlar kapsamlı araştırmaların odak noktası oldular. Çeşitli evrimciler gözlemlerine dayanarak açıklamalar yaptılar. David Lack, Nisan 1953 tarihli Scientific American dergisindeki makalesinde, Galapagos'taki kuşların evriminin yakın geçmişte gerçekleştiğini, hatta türler arasındaki ayırımların kanıtının hala görülebildiğini, dolayısıyla Galapagos'un müstesna bir yer olduğunu iddia etti. (David Lack, "Darwin's Finches", Scientific American, Nisan 1953.) Bir başka evrimci, Peter Grant ise, Galapagos ispinozlarının evriminin halen devam ettiğini öne sürdü. (Peter R. Grant, "Natural Selection and Darwin's Finches", Scientific American, Ekim 1991, s. 82-87.)
Söz konusu ispinozlar hakkındaki makale ve yazıların çoğunda Peter ve Rosemary Grant isimlerine rastlamak mümkündür. Bu iki araştırmacı "evrimin ispinozlar üzerindeki etkilerini" görmek amacıyla ilk defa 1973 yılında Galapagos Adaları'na gitmiş ve günümüze kadar çok detaylı gözlem ve araştırmalar yapmışlardır. Bu nedenle "Darwin ispinozları uzmanları" olarak anılırlar.  (Jonathan Weiner, The Beak of the Finch, Vintage Books, New York, 1994, s. 19.) 

Peter Grant ve eşi Galapagos'da

Şu anda çalışmalarını Princeton Üniversitesi Ekoloji ve Evrimsel Biyoloji Bölümü'nde sürdüren Peter Grant ve eşi, Galapagos'taki minik adalardan biri olan Daphne Major'da yıllarca kaldılar; "orta yer ispinozu" olarak adlandırılan türün bireylerini incelediler. Ağların yardımıyla yakaladıkları kuşların gaga, kanat ve vücut ölçülerini kayda geçirdiler ve her birini özel bantlar ile işaretledikten sonra serbest bıraktılar. 1977'de adadaki kuşların yarısından çoğunu, 1980'de ise hemen hemen tamamını işaretlemiş durumdaydılar. 

Bu şekilde, nesilden nesile yaklaşık yirmi bin ispinozu düzenli olarak takip ettiler. Bu adada insanların ve yırtıcı hayvanların bulunmaması ve söz konusu ispinozların evcil denebilecek kadar uysal olmaları işlerini kısmen kolaylaştırdı. Bunlara ek olarak, Profesör Grant ve eşi adaya düşen yağış miktarını da sürekli olarak ölçtüler. 
Galapagos ispinozlarına ilişkin araştırmaların büyük bir bölümü laboratuvarda değil, kuşların doğal yaşam ortamlarında yapıldı. Peter-Rosemary Grant ve yardımcıları kuşları çeşitli iklim koşullarında gözlediler ve sözde evrimin kuşlar üzerindeki etkilerini tespit etmeye çalıştılar. Dikkat edin, bu çalışmalarda görev alan bütün araştırmacılar hayatın ve canlıların, evrimin bir sonucu olduğuna inanmış kişilerdi ve sıkı sıkıya bağlı oldukları bu inancı gözlemleri ile delillendirmek için yola çıkmışlardı. 

Bu noktada Galapagos'taki iklim şartlarından kısaca bahsetmek uygun olacaktır. Bu adalarda genellikle Ocak'tan Mayıs'a kadar sıcak ve yağmurlu bir mevsim yaşanır; diğer aylarda ise daha serin ve daha kuru bir mevsim hüküm sürer. Bununla birlikte sıcak ve yağmur mevsiminin başlangıcı ile toplam yağış miktarı seneden seneye büyük farklılıklar gösterebilir. Ayrıca bölgede 2 ile 11 yıl arasında düzensiz aralıklarda, değişik şiddetlerde meydana gelen ve "El Niño" olarak adlandırılan atmosferik olay da iklim dengelerini değiştirir. El Niño döneminde Galapagos'a aşırı derecede yağmur yağar; bunu takip eden seneler ise çoğunlukla yağışsız ve kurak geçer. 

Yağış miktarı, tohumlarla beslenen yer ispinozları açısından hayati bir önem taşır. Bol yağış alan senelerde, yer ispinozları gelişmek ve üremek için gereksinim duydukları tohumları rahatlıkla temin edebilirler. Ancak kurak yıllarda adadaki bitkilerin ürettiği tohum miktarı sınırlı ve yetersiz kalabilir; bunun sonucunda da bazı ispinozlar ölürler. 
Grant ve çalışma arkadaşları 1976'da Daphne Major Adası'nın normal, 1977'de ise bunun sadece beşte biri oranında yağış aldığını ölçtüler. 1976'nın ortasından Ocak 1978'de yağışlar tekrar başlayana kadar geçen 18 aylık kurak dönemde, adadaki tohumların büyük ölçüde azaldığını ve pek çok yer ispinozunun ortadan kaybolduğunu fark ettiler. Öyle ki yer ispinozu popülasyonu bir önceki senenin %15'i oranına düşmüştü. Yok olan kuşların büyük bölümünün öldüğünü, az bir kısmının ise göç ettiğini varsaydılar. 

Grant ve ekibi önemli bir gözlem daha yaptılar. Kuraklığın ardından hayatta kalan ispinozların normalden biraz daha büyük vücutlara ve biraz daha geniş gagalara sahip olduklarını kaydettiler. Adadaki yer ispinozlarının 1977'deki ortalama gaga derinliği 1976'daki ortalamaya göre yaklaşık yarım milimetre, yani %5 daha büyüktü. (Gaga derinliği, gaganın gövdeye birleştiği noktada gaganın en üstü ile en altı arasındaki mesafedir.) Adı geçen araştırmacılar buradan hareketle, doğal seleksiyonun yalnızca küçük tohumlarla beslenen ispinozları ayıkladığını; büyük ve sert tohumların kabuklarını kırarak açabilen büyük gagalı ispinozların ise hayatta kaldığını öne sürdüler.

Peter Grant, Ekim 1991 tarihli Scientific American dergisindeki makalesinde, söz konusu araştırmanın evrimin doğrudan doğruya bir kanıtı olduğunu ilan etti. Grant'a göre, orta yer ispinozunu büyük yer ispinozuna dönüştürmek için 20 seleksiyon vakası yeterliydi; kuraklığın on yılda bir gerçekleştiği varsayılırsa da, bu dönüşüm 200 yıl gibi çok kısa bir sürede meydana gelebilirdi. Tahminine hata payını da ekleyerek bunun 2000 yıl da sürebileceğini, ancak kuşların adalarda olduğu süre göz önüne alınırsa bu rakamın bile çok kısa olduğunu savundu. Doğal seleksiyonun orta yer ispinozunu kaktüs yer ispinozuna dönüştürmek için ise, daha uzun zamana ihtiyaç duyacağını öne sürdü.  (Peter R. Grant, "Natural Selection and Darwin's Finches", Scientific American, Ekim 1991, s. 82-87 ) Grant sonraki makalelerinde de iddialarını yineledi; ispinozların, Darwinizm'i doğruladığına ve doğal seleksiyonun canlıları evrimleştirdiğinin bir kanıtı olduğuna dair iddialarını ısrarla sürdürdü. (Peter R. Grant, B. Rosemary Grant, "Speciation and Hybridization in Island Birds", Philosophical Transactions of the Royal Society of London B 351, 1996, s. 765-772; Peter R. Grant, B. Rosemary Grant, "Speciation and Hybridization of Birds on Islands", s. 142-162 in Peter R. Grant (editor), Evolution on Islands, Oxford University Press, Oxford, 1998)

Bu açıklamalar, evrimci çevrelerde bir kurtuluş olarak görüldü; deney ve gözlemler karşısında daima başarısızlığa uğrayan doğal seleksiyonla evrimleşme teorisinin delili olarak sunuldu. Grant'lerin araştırmaları, Jonathan Weiner'in İspinozun Gagası adlı Pulitzer ödülü alan kitabının teması oldu. Weiner, 1994 baskılı kitabında, gagadaki bu değişimi "Darwinci sürecin gücünün şimdiye kadar en iyi ve en ayrıntılı kanıtı" olarak tanıttı. (Jonathan Weiner, The Beak of the Finch, Vintage Books, New York, 1994, s. 9.) 

Yine Weiner'e göre, ispinozun gagası "evrimin bir ikonu"ydu. (Jonathan Weiner, The Beak of the Finch, Vintage Books, New York, 1994, s. 112.)  Bu kitap ile birlikte Peter ve Rosemary Grant, Darwinizm'in birer kahramanı haline geldiler. 

Profesör Grant ve ekibinin Galapagos Adaları'ndaki çalışmalarına büyük emek verdikleri bir gerçektir. Ne var ki saha çalışmalarındaki özen ve titizliği, sonuçları değerlendirme aşamasında göstermemişlerdir. Bulguları bilime göre değil de, evrimci önkabullere göre yorumlamaya kalkıştıkları için de büyük hataya düşmüşlerdir. 
Şimdi Grant başta olmak üzere evrimcilerin konuya ilişkin yanılgılarını ele alalım. 

Gagadaki Değişim Yanılgısı

Belirttiğimiz gibi, El Niño özellikle Kuzey ve Güney Amerika'nın batı bölgelerinde her birkaç yılda bir etkili olur ve bu dönemlerde Galapagos Adaları'na büyük miktarda yağış düşer. Bu durum adalardaki bitkilerin gelişimine ve bol tohum meydana getirmesine yol açar. Böylece yer ispinozları ihtiyaç duydukları tohumları kolaylıkla temin ederler. İspinozlar böyle yağışlı dönemlerde sayıca çoğalırlar.

Grant ve çalışma arkadaşları 1982-1983'te buna benzer bir duruma şahit olmuşlardır. Yağışlarla birlikte tohumlar bollaşmış ve yer ispinozlarının gaga büyüklüğü ortalaması 1977 kuraklığı öncesindeki değere geri dönmüştür. Bu durum, gaga büyüklüğünün düzenli bir artış göstereceği beklentisi içinde olan evrimci araştırmacıları şaşırtmıştır. 
Galapagos ispinozlarının gaga büyüklüğü ortalamasındaki değişim şundan ibarettir: Tohumların az olduğu kuraklık yıllarında, normalden biraz daha büyük gaga ölçüsüne sahip kuşlar, daha güçlü gagalarıyla kalan sert ve büyük tohumları açabilmektedir. İspinoz popülasyonu içindeki küçük gagalı ve güçsüz bireyler, çevre şartlarına uyum sağlayamadığı için ölmekte; böylelikle gaga büyüklüğü ortalaması artmaktadır. Küçük ve yumuşak tohumların bol olduğu yağışlı dönemlerde ise bu durum tersine dönmektedir; bu kez daha küçük gagalara sahip olan yer ispinozları ortama daha iyi uyum sağlamakta ve sayıca çoğalmaktadır; böylece gaga büyüklüğü ortalaması normale geri dönmektedir. Nitekim Peter Grant ve öğrencisi Lisle Gibbs, Nature dergisinde 1987 yılında yayımlanan makalelerinde bu durumu itiraf etmişlerdir.  (Lisle Gibbs, Peter Grant, "Oscillating Selection on Darwin's Finches", Nature, vol. 327, 1987, s. 511-513.)

Kısacası, bulgular evrimsel değişim diye bir şeyin olmadığını açıkça göstermektedir. Gaga büyüklüğü ortalaması mevsimlere göre sabit bir değerin etrafında bazen biraz artmakta, bazen de biraz azalmakta, diğer bir deyişle dalgalanmaktadır. Sonuç olarak ortada net bir değişim söz konusu değildir. 

Bu gerçeği fark eden Peter Grant, "doğal seleksiyona maruz kalan popülasyonun (duvar saati sarkacı gibi) ileri ve geri salınım yaptığını" ifade etmiştir. (Peter R. Grant, "Natural Selection and Darwin's Finches", Scientific American, Ekim 1991, s. 82-87.) Bazı evrimci araştırmacılar da doğal seleksiyonun birbirine zıt iki yönde de hareket ettiğini dile getirmektedirler.  (Jonathan Weiner, The Beak of the Finch, Vintage Books, New York, 1994, s. 104-105.)

Herkes bilir ki bir duvar saati sarkacı ne kadar uzun süre salınım yaparsa yapsın, yine de net bir ilerleme kaydedemez. Bu saatin sarkacını milyonlarca sene mükemmel bir şekilde çalıştırsanız bile durum değişmeyecektir.

South Carolina Üniversitesi'nden Astronomi ve Fizik Profesörü Danny Faulkner, ispinoz gagalarındaki dalgalanmanın evrimin bir delili olamayacağını şöyle ifade eder: 
"Eğer bir yönde mikro evrim varsaymışsanız ve daha sonra durum tam tamına başladığı eski haline geri dönerse, bu evrim değildir, olamaz." (Gailon Totheroh, "Evolution Outdated", 2001, http://ğ.discovery.org/viewDB/index.php3?prog ram=CRSCstories&command=view&id=596.) 

İşte Galapagos ispinozları gaga ortalamasının besin kaynaklarına göre azalması veya artmasının, bundan hiçbir farkı yoktur. Evrimci araştırmacıların ispinoz gagalarındaki dalgalanmadan yola çıkarak evrim teorisine bir kanıt bulduklarını sanmaları tamamen ideolojiktir. 

İspinozların Evrimi Aldatmacası

Grant ve ekibinin Galapagos'ta gözlemlediğini bir kez daha hatırlayalım: 1970'li yıllardan 1990'lara kadar binlerce orta yer ispinozunun (Geospiza fortis) incelenmesi sonucunda, gaga büyüklüğünde net bir artış veya azalış eğilimi yoktur. Dahası, hiçbir yeni tür veya özellik oluşmamış, belirli bir yönde net bir değişim olmamıştır. İşte gözlemlenen bundan ibarettir. Objektif bir bilim adamına düşen görev, spekülasyon veya çarpıtma yapmadan bu gerçeği aktarmaktır. Bir olguyu sadece evrime delil üretmek uğruna abartmak veya gerçek anlamından saptırmak kabul edilemez. Ne var ki Profesör Grant bulgularıyla taban tabana zıt bir yorum yapmış; gözlemlemediği bir olguyu, bir ispinoz türünün 200 ile 2000 sene gibi kısa bir sürede başka bir türe dönüşebileceğini iddia etmiş ve böylelikle çalışmasına büyük bir gölge düşürmüştür. California Üniversitesi'nden biyolog Dr. Jonathan Wells'in ifadesiyle bu, "delili abartmaktır".  (Jonathan Wells, Icons of Evolution, Regnery Publishing Inc., 2000, s. 173-174)

Wells, Darwinistlerin böyle yöntemlere sık sık başvurduğunu belirtir ve örnek olarak Amerikan Ulusal Bilimler Akademisi'nin yayımladığı bir kitapçıktaki ifadelere yer vererek şu yorumu yapar: "Ulusal Akademi tarafından yayımlanan bir 1999 kitapçığı Darwin ispinozlarını, türlerin kökeninin "özellikle ikna edici bir örneği" olarak tanımlar. Kitapçık Grant'ler ve çalışma arkadaşlarının şunu gösterdiğini açıklayarak devam eder: "Adalardaki tek bir yıl kuraklık ispinozlarda evrimsel değişimleri harekete geçirebilir. Eğer kuraklıklar adalarda her on yılda bir meydana gelirse, yeni bir ispinoz türü yaklaşık 200 yılda ortaya çıkabilir." İşte bu kadar. Kuraklıktan sonra seleksiyonun tersine döndüğünden, uzun dönemde hiçbir evrimsel değişim meydana getirmediğinden bahsederek okuyucunun kafasını karıştırmaktan ziyade, kitapçık bu gerçeği açıkça atlıyor. 1998'de bir hisse senedinin değerinin %5 arttığı için hisse senedinin yirmi yılda iki katına çıkabileceğini iddia eden, ancak 1999'da %5 değer kaybettiğinden bahsetmeyen bir borsacı gibi, kitapçık kanıtın çok önemli bir bölümünü gizleyerek halkı aldatmaktadır."  (Jonathan Wells, Icons of Evolution, Regnery Publishing Inc., 2000, s. 174-175; Bkz. National Academy of Sciences, Science and Creationism: A View from the National Academy of Sciences, Second Edition, Washington DC, 1999.)

Amerikan Ulusal Bilimler Akademisi gibi saygın ve güvenilir bilinen bir kurumun, ispinozlardan doğal seleksiyon ve evrime delil çıkarma girişiminde kullandığı aldatmaca hayret vericidir. Berkeley Üniversitesi Profesörü Phillip Johnson, konuyla ilgili olarak Wall Street Journal'daki makalesinde şunu dile getirmiştir:  "Önde gelen bilim adamlarımız bir borsacıyı hapishaneye düşürecek tarzdaki bir tahrife başvurmak zorunda kaldıklarında, onların zor durumda olduğusnu anlarsınız."  (Phillip E. Johnson, "The Church of Darwin", The Wall Street Journal, 16 Ağustos 1999) 

Özetle "doğal seleksiyonla evrimin en etkileyici örneklerinden biri" olduğu iddia edilen Galapagos ispinozları hikayesi, açık bir aldatmacadır. Aynı zamanda evrimcilerin her türlü bilim dışı yönteme başvurduklarını gösteren yüzlerce örnekten biridir. 

Uyumsal Açılım Yanılgısı 

Peter Grant ve ekibi evrime delil bulmak için yola çıksalar da, araştırmalarının sonuçları evrimin aleyhinde birçok delili ortaya çıkardı. Evrimciler Darwin'den bu yana Galapagos ispinozlarının "ayırıcı evrimin etkileyici bir kanıtı" olduğunu iddia ediyordu. Fakat son araştırmalar bunun doğru olmadığını; bu adalardaki ispinoz türlerinin birbirlerinden ayrılmadıklarını, tam tersine kaynaşarak tek bir tür olma eğilimi içinde olduklarını gösterdi. 

Daphne Major adasında üç tür ispinoz yaşamaktadır. Orta yer ispinozları ve kaktüs ispinozları bu adanın daimi sakinleridir. Üçüncü bir tür olan küçük yer ispinozu, bu adayı zaman zaman ziyaret etmektedir. Grant ve arkadaşlarının gözlemlerine göre, orta yer ispinozu diğer iki tür ile bazen çiftleşmektedir; kaktüs ispinozları ve küçük yer ispinozları ise birbirleriyle çiftleşmemektedir. Burada dikkat çekici olan nokta şudur: Meydana gelen melezlerin hayatta kalma oranı "safkan" ispinozlara göre daha yüksektir ve melezler daha çok yavru yapmaktadır. Profesör Grant, bu bulgular ışığında söz konusu üç farklı ispinoz türünün zamanla kaynaşarak tek bir türün oluşabileceğini açıklamış  (Lori Oliwenstein, "Any Finch in a Pinch", Discover, August 1992.) ; bu sürecin yüz ile iki yüz yıl alabileceğini tahmin etmiştir.  (Peter R. Grant, B. Rosemary Grant, "Evolution of Darwin's finches caused by a rare climatic event", Proceedings of the Royal Society of London B 251, 1993, s. 111-117; Peter R. Grant, B. Rosemary Grant, "Hybridization of Bird Species", Science, vol. 256, 1992, s. 193-197.)

Bu durum, şüphesiz, Galapagos'ta yaşayan ispinozların uyumsal açılım ve açılan evrimin ürünü olduğunu öne süren Darwinizm ile çelişmektedir. Zira gözlemlenen, ortak bir atadan farklı kuş türlerinin ortaya çıkması değil, farklı kuş gruplarının birbirine benzer duruma gelmesidir.

Daphne Major'da yaşanan bu durum diğer adalar için de geçerlidir. Farklı türlere mensup ispinozlar kimi zaman aralarında çiftleşmekte ve melez yavrular dünyaya getirmektedirler. (Peter R. Grant, "Hybridization of Darwin's finches on Isla Daphne Major, Galapagos", Philosophical Transactions of the Royal Society of London B 340, 1993, s. 127-139.) Bu olgu, ilk bakışta önemsiz gibi görünebilir; ancak Galapagos ispinozlarını 14 ayrı tür olarak sınıflandıran evrimciler açısından büyük bir rahatsızlık unsurudur. 

Tür Oluşumu Yanılgısı

Aralarındaki benzerlik nedeniyle Galapagos ispinozlarını ayırt etmenin zor olduğu ve uzmanlık gerektirdiği, uzun süredir bilinmektedir. Kuş bilimciler bunu yazdıkları kitaplarda sık sık ifade etmişlerdir. (Dr. Robert Rothman, "Darwin's Finches", 2001) Dolayısıyla, bu ispinozların 14 ayrı tür olarak gruplandırılması, bilim adamları arasında tartışma konusu olmuştur.

Galapagos Adaları'ndaki farklı ispinoz gagaları bir varyasyon örneğidir ve türlerin evrimi iddiasına bir delil oluşturmaz.

Bu noktada tür tanımını bir kere daha hatırlatmak yerinde olacaktır. Tür, doğada yalnız kendi aralarında çiftleşebilen, yapısal ve işlevsel özellikleri birbirine benzer bireylerden oluşan bir popülasyon olarak tanımlanır. Yani bir tür sadece kendi aralarında çiftleşen ve kendi popülasyonları dışındaki diğer canlılarla başarılı biçimde çiftleşemeyen bireylerden oluşur. Bu tanıma göre, Darwin ispinozlarını 14 ayrı tür olarak tanımlamak yanlış olacaktır; zira bunların önemli bir bölümünün aralarında çiftleşebildiği gözlemlenmiştir. Nitekim Profesör Grant, bunların 14 yerine 6 ayrı tür olarak kabul edilebileceğini; hatta yeni araştırmaların bu sayıyı daha da düşürebileceğini itiraf etmiştir. (Peter R. Grant, "Hybridization of Darwin's finches on Isla Daphne Major, Galapagos", Philosophical Transactions of the Royal Society of London B 340, 1993, s. 127-139.)

Galapagos ispinozlarının genetik incelemesi, Grant'in sözünü ettiği bu durumu şüpheye yer bırakmayacak şekilde göstermiştir. İspinozlar üzerinde yapılan çeşitli genetik araştırmalar, bu kuşların arasında genetik farklılık olmadığını kanıtlamıştır.  (James L. Patton, "Genetical processes in the Galapagos", Biological Journal of the Linnean Society, vol. 21, 1984, s. 91-111; Nancy Jo, "Karyotypic Analysis of Darwin's Finches", s. 201-217, R.I Bowman, M. Berson, A.E. Leviton (editors), Patterns of Evolution in Galapagos Organisms, CA: Pacific Division, AAAS, San Francisco, 1983.) Örneğin, 1999 yılında, Max Planck Enstitüsü ve Princeton Üniversitesi araştırmacılarının ortak çalışmalarında, Galapagos ispinozlarının geleneksel sınıflandırmasının moleküler seviyede görülmediği açıklanmıştır. (A. Sato, C. O'hUigin, F. Figueroa, P.R. Grant, B.R. Grant, H. Tichy, J. Klein, "Phylogeny of Darwin's finches as revealed by mtDNA sequences", Proceedings of the National Academy of Sciences, vol. 96, Issue 9, 27 Nisan 1999, s. 5101-5106.) Life Sciences Ansiklopedisi de aynı gerçeği şöyle ifade etmiştir: "Darwin ispinoz türleri arasında kesin bir genetik bariyer olduğuna dair hiçbir kanıt yoktur."   (Michaela Hau, Martin Wikelski, "Darwin's Finches", Encyclopedia of Life Sciences, 2000, ğ.els.net)

Sonuç olarak, Galapagos ispinozları gerçekte tek bir türün alt türleridir. Darwin'in Galapagos Adaları'nda gördüğü ve "evrim" sandığı olgu, gerçekte "varyasyon"dur. Söz konusu farklı görünümlere sahip ispinozlar, tek bir türün içindeki çeşitlenmeler ya da diğer bir deyişle varyasyonlardır. Yeni bir türün ortaya çıkması söz konusu değildir. 
Burada dikkat çekici olan bir diğer nokta ise şudur: Evrimcilerin ispinozlar üzerinde ısrarla durmaları sebepsiz değildir; çünkü ispinozlar, kuş familyaları arasında en çok varyasyon gösteren gruplardan biridir.(Lee Spetner, Not By Chance!, The Judaica Press, New York, 1998, s. 202.) Bunun bir sonucu olarak da, varyasyondan evrime delil çıkarma girişimlerinde yaygın olarak kullanılmıştır.

Galapagos ispinozlarında görülen durumun tipik bir varyasyon vakası olduğunu göstermek için şöyle bir örnek verebiliriz: 1967 yılında, Büyük Okyanus'taki Laysan Adası'ndan hepsi aynı türe mensup 100 kadar ispinoz kuşu alınmış ve yaklaşık 500 kilometre uzaklıktaki Southeast Adası'na götürülmüştür. 20 yıl kadar sonra, 1980'li yıllarda yapılan gözlemlerde ise, kuşların gaga yapılarının ilk baştaki durumuna göre farklılık gösterdiği görülmüştür.  (S. Conant, "Saving endangered species by translocation", BioScience, vol. 38, 1988, s. 254-257; S.L. Pimm, "Rapid morphological change in an introduced bird", Trends in Evolution and Ecology, vol. 3, 1988, s. 290-291.) Bu araştırma ispinozların geniş bir çeşitlenme gösterdiğinin örneklerinden biridir. Not By Chance! kitabının yazarı İsrailli biyofizikçi Dr. Lee Spetner de burada görülen durumun evrim olmadığını, varyasyon potansiyelinin ilk olarak taşınan 100 kuşta zaten var olduğunu belirtmektedir. (Lee Spetner, Not By Chance!, The Judaica Press, New York, 1998, s. 204-205. )

Varyasyon evrime delil oluşturmaz, çünkü varyasyon, zaten var olan genetik bilginin farklı eşleşmelerinin ortaya çıkmasından ibarettir ve genetik bilgiye yeni bir özellik kazandırmaz. Bir türe ait varyasyonların doğal seleksiyon tarafından seçilmesi de, evrimci biyologların "mikro evrim" adını verdikleri olgudur ve bir tür değişikliği sağlamadığı, yeni genetik bilgi üretmediği için evrim teorisine hiç bir kanıt sağlamaz. Galapagos ispinozları milyonlarca yıl boyunca farklı eşleşmeler ile çiftleşseler ya da değişik iklimsel ortamlara maruz kalsalar, belki ortaya yeni varyasyonlar çıkabilecek, ancak ne olursa olsun yine de ispinoz olarak kalacaklardır. 

Kısacası, Darwin ve takipçilerinin 150 yıldır "evrim delili" olarak gördüğü Galapagos ispinozlarındaki varyasyonların, gerçekte evrim teorisine delil oluşturan hiç bir yönü yoktur. Canlı türleri arasında aşılmaz "genetik duvarlar" vardır ve ispinoz gagalarındaki küçük dalgalanmalar, bu duvarların evrim ile aşılabileceğinin hiçbir şekilde delili değildir. Evrimciler Galapagos ispinozları hikayesinden medet ummak yerine, yepyeni bir türü tanımlayacak yepyeni bir bilginin nasıl ortaya çıkabileceği sorusuna cevap vermelidirler. Darwinizm'in işte bu soruya verecek akla ve bilime uygun bir yanıtı yoktur; evrim teorisini savunanlar da bu gerçeği aslında gayet iyi bilmektedirler. 

Galapagos'un Düşündürdükleri

Harvard Üniversitesi'nden ünlü hayvan bilimci Louis Agassiz, 1872 yılında Galapagos'u ziyaret etmiş ve adadaki canlılar arasında yaşam mücadelesi diye bir şeyin söz konusu olmadığını, tümünün lütuf sahibi bir Yaratıcının işlediği bir hayat sürdürdüğünü ifade etmiştir. (Richard Milner, "Our Evolving View of the Galapagos", Scientific American, Temmuz 2001; Edward J. Larson, Evolution's Workshop, Basic Books, New York, 2001.) Gerçekten de Galapagos'taki uysal canlılar, doğanın bir "yaşam mücadelesi"nden ibaret olduğunu iddia eden Darwinistleri yalanlamaktadır. Döneminin en büyük biyologlarından biri olarak tanınan Profesör Agassiz, ölene kadar evrimin geçersizliğini anlatmış; hayatın gerçek kökeninin yaratılış olduğunu savunmuştur. (M. Encarta Encyclopedia 2001 Deluxe Edition CD, "Agassiz, (Jean) Louis Rodolphe". )

Evrime ilişkin önyargı ve önkabullerini bir kenara bırakarak Galapagos'taki canlılara bakan herkes, Agassiz'in gözlemlerine hemen katılacaktır. Düşünün ki okyanusun ortasında, ana karadan bin kilometre uzaktaki bu küçük kara parçasında dünyanın hiçbir yerinde göremeyeceğiniz güzellikte, çeşitlilikte ve zenginlikte bitkiler ve hayvanlar var. Yemyeşil tropikal ağaç ve bitkiler, rengarenk ve göz alıcı kuşlar, çeşit çeşit canlılar, kusursuz tasarımlara ve eşsiz güzelliklere sahip canlılar... Elbette, normal bir anlayış ve bilgiye sahip olan her insan, renkler, canlılık ve çeşitlilik karşısında büyük hayranlık duyar ve dev okyanusun ortasındaki küçücük bir kara parçası üzerinde muhteşem bir yaratılış sergilendiği sonucuna ulaşır. Beklenen ve doğal olan budur. Şaşırtıcı olan ise, bunları gören Darwin ve takipçilerinin evrim gibi son derece akıl ve bilim dışı bir çıkarım yapmalarıdır. 

Galapagos ispinozlarına biraz daha yakından bakalım. Kanat geometrileri, yoğun bitki örtüsünde kısa uçuşlar, sıçrayışlar ve manevralar yapmaya en uygun biçimde tasarlanmıştır. Gaga yapıları, uçuş teknikleri, özel iskelet, solunum, sindirim ve diğer sistemleri, tüylerinin kompleks ve aerodinamik yapısı, yuva yapma teknikleri, duyu organları, avlanma ve beslenme yöntemleri, davranış biçimleri, üreme ve sosyal işlevler sırasında çıkardıkları sesler ve melodiler üzerine ciltler dolusu kitap yazılabilir. Galapagos ispinozlarının sahip olduğu bu özellikler birer tasarım harikasıdır.


»Dinozorları yok eden çifte felaket

»Beyinden beyine iletişim gerçek oldu

»Sallanarak elektrik üreten rüzgar türbini


Reklam
Tarih:6.7.2013 1 | Ekleyen:Selçuk KARPUZ | Okunma:2644 | Kaynak:evrimteorisi.info



DİĞER HABERLER
  • Başlık
  • TarihOkunmaYorum
  • Dinozorları yok eden çifte felaket
  • 7.10.2015 00:03:0347340
  • Beyinden beyine iletişim gerçek oldu
  • 1.10.2015 15:58:1729140
  • Sallanarak elektrik üreten rüzgar türbini
  • 19.5.2015 11:16:5229760
  • Kontrolden çıkan Rus uzay gemisi dünyaya düşecek
  • 1.5.2015 11:52:0628650
  • Hacettepe'nin elektrikli arabası piyasaya çıkıyor
  • 1.5.2015 11:49:3426060
  • CERN’de Protonlar Tekrar Buluşuyor
  • 1.5.2015 10:54:5746280
  • Neden Ay’ın Hep Aynı Yüzünü Görürüz?
  • 1.5.2015 10:50:0350510
  • Dünyanın En Hızlı Bilgisayarları
  • 2.3.2015 21:39:2527080
  • Ticari uzay araçları 2017'de sefere başlıyor
  • 22.2.2015 09:40:5827300
  • 14 yılda nükleer güçte 26 asteroid düştü
  • 22.2.2015 09:32:5524000